Hızır ve Musa Aleyhisselam

Hızır ve Musa Aleyhisselam kıssası her ne kadar kehf suresi 78 ile 82. Ayetlerde geçiyorsa da Buhariden rivayet olunan hadisi şerifte olay Peygamber Efendimiz Aleyhisselam tarafından en ince detayına kadar anlatılmıştır.Hızır ve Musa Aleyhisselam

Hızır ve Musa Aleyhisselam

Değerli Radyosen.com Ailesinin güzel fertleri; bu günkü sohbetimizde Hızır ve Musa Aleyhisselam arasında yaşanan gizemli yolculuğu anlatan bir sohbet ile yine sizlerle olmaktan mutluluk duyuyorum.

Musa Aleyhisselam bir ara Hızır Aleyhisselam ile görüşmüş ve onun sahip olduğu ledün ilmine şehit olmuştur.

Ubeyy Bin Ka’b Radiyallahu anh’ın rivayet ettiği ve Buharide geçen bir hadisi şerifte  iki cihan güneşi hazreti Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır.

Musa Aleyhisselam kavmi ile sohbet ederken orada bulunanlardan biri kendisine “insanların en alimi kimdir?” Diye sorduğunda “Allah bilir” demek yerine “en alim benim” dedi.

Bu sözü Yüce Allah tarafından hoş görünmediği için kendisine; “Ey Musa iki denizin birleştiği yerde bir kulum vardır. O senden daha alimdir.” Buyurdu.

Bunun üzerine Musa Aleyhisselam: “Ya Rabbi! Ben o alim zat-ı nasıl bulabilirim?” Diye sorunca, yüce Allah: ” bir sepete balık koyarak götür, alim kulum o balığı kaybettiğin yerdedir.” Buyurdu.

Hızır ve Musa Aleyhisselam kıssası da böylece başlamış olur. 

Bu emri ilâhi üzerine Musa Aleyhisselam öğrencisi Yuşa bin Nun ile beraber sepetlerine tuzlu bir balık koyarak yola çıkarlar. Uzun bir yürüyüşten sonra yorulan her ikisi de Bir kayanın dibinde mola vermeye karar verirler.

Yorgunluğun verdiği rehavet ile her ikisi de O kayanın dibinde uyuyakalırken sepetteki balık Allah’ın izniyle canlanarak sepetten çıkıp sahilden denize doğru süzülerek sulara karışır. 

Nitekim uyandıklarında her ikisi de hayretle görür ki aslında buluşma yerine varmışlardı. Ama ortada ne gelen vardır ne de giden. Bir hikmet vardır diyerek gecenin kalanını da yolda geçirirler.

Hızır ve Musa Aleyhisselam ilk buluşma

Nihayet sabah olmuş, her ikiside acıkmıştır. Musa Aleyhisselam öğrencisine “onca yol yürüdük ve şüphesiz ki sen de benim gibi acıkmışsındır. Yemeğimizi getir de hem karnımızı doyuralım hem de dinlenmiş oluruz.” Dedi.

Yuşa bin Nun sepete bakınca sepetin boş olduğunu ve balığın olmadığını görüp durumu Musa Aleyhisselam’a söyleyince ilk mola yeri aklına gelerek ne olduysa orda olduğunu ve buluşma yerinin de orası olduğunu düşünerek geldikleri yoldan geri dönerler.

Balığı kaybettikleri yere gelince elbisesine bürünmüş kendi halinde birinin orda beklediğini gördüler. Hazreti Musa Aleyhisselam selam verince ordaki zat “burda selam ne gezer?” Dedi.

Ben Musa’yım diyerek Musa Aleyhisselam kendisini tanıttı. “Beni israil’in Musa’sı mı?” Dedi ordaki kişi. “Evet dedi Musa Aleyhisselam beni israil’in Musa’sı. Peki sen bana adı söylenen Hızır mısın?”

Evet der gibi başını salladı oradaki kişi. Bunun üzerine Musa Aleyhisselam “Ey Hızır! Sana doğru olarak öğretilen ilimden bana da öğretmen için sana tabi olayım mı?

Hızır “Ya Musa! Sen benimle arkadaş olmaya katiyyen dayanamazsın. Çünkü ben, Allah’ın bana verdiği bir ilim ile yürürüm. Sen ise o ilmi bilmezsin. Allah’ın sana verdiği ilmi de ben bilmem.”

Musa Aleyhisselam’ın  “Bırak sana tabi olayım. İnşallah beni sabırlı bulacaksın, hiç bir işine karışmam, müdahale de etmem.” Sözüne karşılık Hazreti Hızır Aleyhisselam:

“Ey Musa! Madem ki bana tabi olacaksın, O halde ben sana anlatmadıkça, sakın bana hiç bir şey hakkında soru sorma.” Der. Musa Aleyhisselam’ın bu şartı kabul etmesi üzerine beraber yürüyerek deniz kenarına vardılar. 

İlk imtihan

Gemi ile karşı sahile geçmeleri gerekiyordu. Bir zaman sonra sahile bir gemi yanaştı. Gemicilerden onları karşı sahile götürmelerini istediklerinde Hızır Aleyhisselam’ı tanıyan gemiciler ücret istemeden gemiye bindirdiler.

Gemi hareket halindeyken bir serçe gelerek denizden bir ya da iki damla su aldı. Bunu gören Hızır, Musa Aleyhisselam’a dönerek serçeyi gösterip “Ey Musa! ikimizin ilmini topladığında Allah’ın ilminin yanında şu serçenin aldığı kadar ancak vardır” diyerek geminin tahtalarından birini söküp çıkardı. 

Bunu gören Musa Aleyhisselam: “Ey Hızır! Biz çaresizken bizi hiç bir ücret istemeden gemilerine alan bu insanları denizde boğulmaları için mi gemilerini deliyorsun? Bu nasıl bir teşekkür şeklidir?” Diyerek hayıflandı biraz.

Musa Aleyhisselam’ın  imtihanları başlıyor 

Bunun üzerine Hızır Aleyhisselam ” Ey Musa sen benimle bulunmaya asla dayanamazsın demedim mi?” Dedi. Evet Hızır ve Musa Aleyhisselam beraber yola çıkmışlar ve daha ilk olayda Musa Aleyhisselam, Hızır Aleyhisselam ile ters düşmüştü.

Söz vermesine rağmen ilk dalgınlığını yaşayan Musa Aleyhisselam mahcubiyetini dile getirerek, “unuttuğum için beni kınama” diyerek özür diledi Hızır Aleyhisselam’dan.

Yolculuklarına devam eden Hızır ve Musa Aleyhisselam gemiden inmiş,  çocukların oyun oynadıkları bir alandan geçiyorlardı. İçlerinden bir erkek çocuğuna doğru giden Hızır Aleyhisselam çocuğun saçını tutup bir hamlede kafasını bedeninden ayırdı.

Bunu gören Musa Aleyhisselam olayın görünen yüzüne bakıp şeriata aykırı olduğunu düşünerek “Ey Hızır ortada kısasa gerek bir durum yok iken masum bir çocuğun canına neden kıydın?” Diyerek tepkisini gösterdi.

Bunun üzerine Hızır Aleyhisselam “Ey Musa! Ben sana benim yaptığım işleri sen anlayamazsın. O yüzden de benimle arkadaş olma demedim mi?” deyince; Musa Aleyhisselam yine özür dileyerek, “Eğer bir daha yaptıklarından dolayı seni kınarsam benimle arkadaşlığı kes” dedi.

Tekrar yollarına devam eden Hızır ve Musa Aleyhisselam nihayetinde bir köye vardılar. Köylülerden yiyecek bir şeyler istedilerse de bırakın yiyecek vermeyi köyde misafir bile etme nezaketinde bulunmadılar.

Köyden çıkan Hızır ve Musa Aleyhisselam o esnada köyün hemen dışında yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar görürler. Hızır Aleyhisselam el becerisini kullanarak yıkılmaya yüz tutmuş duvarın tadilatını yaparak eğri yerlerini de düzeltir.

Son hata

Bunu gören Musa Aleyhisselam gene dayanamaz, “Ey Hızır! Bu köylüler paramız olnadığı için bize yemek vermedikleri gibi misafir de etmediler. Sen ise onların duvarını tamir ediyorsun. Oysa bunun karşılığında ücret alabilir ve o ücret karşılığı kendimize yiyecek alabilirdik.” deyince;

“İşte” dedi Hızır Aleyhisselam “bu son yaptığın aramızdaki beraberliği bitiren son noktadır ey Musa! Bundan sonra herkes kendi ilmi yolunda gidecektir.”

Efendimiz Salallahu Aleyhi ve Sellemin hadisinde  geçen olay bundan ibarettir. Ama gelin isterseniz en başta belirttiğim kehf suresi 78 ile 82. Ayetler bu olay hakkında ne diyor bir bakalım hep beraber.

Kur’an Gözünden Hızır ve Musa Aleyhisselam Kıssası

Şimdi sana dayanamadığın işlerin iç yüzünden haber vereyim: Gemi denizde çalışan birkaç yoksula aitti. Ben onu tamir edilmeye gerekli sakat gibi gösterdim. Çünkü gidecekleri yerde sağlam gemileri zorla alıp gasp eden bir kral vardı.

Çocuğa gelince, O’nun anne ve babası Mü’min insanlardı. Çocuğun onları azdırmasından ve inkara sürüklemesinden korkmuştuk. İstedik ki Rableri Onlara o çocuktan daha temiz ve daha merhametli bir evlât versin.”

“Duvar ise; iki yetim erkek çocuğa aitti. Duvarın altında ise bir hazine gizliydi. Çocukların babaları da salih bir kimseydi. Rabbin diledi ki, onlar ergenlik çağına geldiklerinde Allah’tan bir Rahmet olarak hazinelerini bulup çıkarsınlar ve kimseye muhtaç olmasınlar.”

“Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte dayanamadığın işlerin iç yüzü budur.”

Sonraki sohbet konumuz

Değerli RadyoSeN.com Ailesinin güzel fertleri, sohbetimize burada bir virgül koyarak bir sonraki sohbet konumuza ışık olması açısından söylüyorum.

Yıllardır hepinizin de bildiği gibi, taharetin ne olduğunu bilmeden alim diye geçinen ve bunlara  İslâm’ın Bel’am diye adlandırdığı benim imansız dediğim kişiler hakkında bir sohbet yapacağız.

Şöyle ki emin olun yıllardır onlar havlamaktan biz Hoşt! Demekten bakmadık, Allah’ın izniyle de bakmayacağız da. Onlar etraflarında üç beş islama meraklı İslam’ı bilmeyen kişiyi gördüklerinde herkesi kendileri gibi cahil sanıyorlar. 

Eh kendileri de kitap yüklü eşekler ya sırtlarında bir de efendi diye taşıdıkları nefisleri var. Yularlarını elinde tutan efendileri bunlara Deh dedikçe cehenneme doğru üstün körü gidiyorlar. 

Gitsinler de, lafımız yok, fakat giderken yanlarında masum insanları da cehenneme götürmeyi bir halt sanıyorlar. İşte bu yüzden bir sonraki sohbet konumuz, adına ister Tasavvuf deyin ister batın ilmi ya da ilmi Ledün hakkında olacaktır.

Dilerim Rabbımdan ki sizlere faydalı olacak bir sohbet olsun diyerek sizleri en güzeli Yaratan Allah’a emanet ediyorum. Hoş kalın hoşça kalın

Yorum Bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.