head>

Hoşgörü | Radyo Sohbet Chat Muhabbet denince Akla Gelen Tek AiLe | RadyoSeN AiLesi

Hoşgörü

Hoşgörü vardı bir zamanlar hayatımızda. Oysa şimdi o hoşgörü denilen İslam’ın emri gitti, yerine boşgörü denilen ne olduğu bilinmeyen bir şey girdi hayatımıza.

Hoşgörü, Hoşgörü, Radyo Sohbet Chat Muhabbet  denince Akla Gelen Tek AiLe | RadyoSeN AiLesi

Hoşgörü ve İnsan

Peki sizler samimi misiniz? bu devre ayak uyduranlardan yani samimiyeti kaybedenlerden değilsiniz değil mi? Biz radyosen ailesi olarak devre ayak uydurmuyoruz samimiyetimiz sohbetkanalımızdaki konuşma uslubumuzdan gayet rahat anlaşilabilir durumda,görmek istemez misiniz?

Öyle bir devirdeyiz ki; imtihanlarımızdan biriside samimiyet. Az bulunan ama tükenmeyen bir durumdur. Ve hatta çok istenen ama elde etmesi zor olan.

Saatlerce bıkmadan usanmadan gökyüzüne bakabiliyor muyuz? Veyahut bir çiçeğin kokusunu ciğerlerimize kadar çekebiliyor muyuz? Mendil satan o çocuklara merhamet nazariyla bakabiliyor muyuz? Ve ondan mendil alirken adını sorabiliyor muyuz? Üzülüyor muyuz onların o haline, dua ediyor muyuz onların o haline ?

Peki bir ayet bir hadis duyduğumuz zaman kulak ardımı ediyoruz veyahut ümitle birlikte korku da kapliyor mu içimizi?

Annene sımsıkı sarılırken ne hissediyorsun?  Babanızın ellerini öperken ” ya.. baba bir kerede şu kolların bir sarsa bedenimi..” diye geçiriyor musunuz içinizden?

Kudüs’ü düşlüyor musunuz ? Ve ezgide de yer aldığı gibi ” Bir sabah gelecek kardan aydınlığın” geleceğine kalpten inanıp dua ediyor musun?
Hayattaki imtihanlara tabii tutulan insanlık için başta kendin sonra ailen, çevren ve müslüman kardesin için dua ediyor musun?

Kimisine evet kimisine hayır dediğinizi duyar gibiyim.

İçinizde belirsiz ve sebepsiz deli dolu heyecanlar var biliyorum. Sonunda ne olacağını bilmediğiniz hayelleriniz, hisleriniz, arzularınız var. Biraz klasik olacak biliyorum ama ‘kalabalık içinde yalnızım’ demeyin! yanlız değilsiniz…

yanlızlığınız bir kâğıda yazılacak kadar kısa sürebilir. Yeter ki, can-ı gönülden isteyin ve yazılarınızı, düşüncelerinizi bizlerle paylaşın..

Bazen düşünüyorum, belki lüks bir cafelerden birindesiniz. Etrafınızda insanlar kızlı erkekli kalabalik gruplar halinde kahkahalarla gülüşüyor. Oyunlar oynuyorlar, vakit geçirmek için bir şeyler yapıyorlar. Sağından solundan geçen garsonlar önünde bir bardak su icebildiginiz tek şey. Çay bile bayat. Işte burda bile elinize bir kalem kağıt alarak yazabilirsiniz.

Hoşgörü ve RadyoSen

Yazın arkadaşlar  ne yazayım demeyin yazın.. duyduğunuz rahatsızlığı yazın. Onlar saçma oyunlarla vakit öldürürken sen Suriyeli bir çocuğu yazarsın.

Kanlı elbisesini tedavisi icin kesmek isteyen doktora “onu kesmeseniz olur mu başka kıyafetim yok çıkartsak” dediğini yazabilirsiniz.. yüzü kana bulanmış, o elbiseninde giyilecek bir yanı kalmamış ama onun için yeni olan kiyafeti için hüzünlenen o mazlum çocuğu..

Yazmak.. zamanın ölümsüzlüğüdür bence. Söz uçar yazı kalır diye boşuna denmemiştir. Ne varsa ölümsüz kılmak istediğiniz yazın.

Aylan bebekleri, gençliğin düşüncelerini, heveslerini, namazını, gittiğin camileri, ilk aşkını =) şehirleri, tanımadığınız insanları.. kim neyi hak ediyorsa onu yazın..

Ve tabiki, yasamayı öğrenmek, hayatı anlamak, insanı tanımak, topluma yön verebilmek için okumaya ihtiyacımız var. En az nefes almaya ihtiyacımız olduğu kadar aklıma gelmişken yazmak istedim..

Sevdiğim bir hikayedir ;
Talebe bilge’ye “efendim bilmek istiyorum. Der ” Bilge nin “ne kadar istiyorsun? ” sorusuna cevap veremez.

Hikayeden ders almak

Bilge talebenin kafasını su dolu bir kovaya sokar ve biraz tuttuktan sonra bırakır. “Ne hissettin? ” diye sorar talebeye. “Şiddetli bir sekilde nefes alma isteğim oluştu” der talebe.

Bilge arkasını dönüp uzaklaşmadan önce şunları söyler. “Bilmeye karşı da şiddetli bir istek duyduğunda gel evladım..! ” Bizler neyi ne kadar  bilmek istiyoruz hic sorduk mu kendimize?
 
Sevgili Radyoasen ailem, geçen gün arkadaşlarla hasbihal ederken içi boşaltılmış, sistemin kurbanları arasında yerini almış bir terim demek istiyorum yani ‘hoşgörü’ den bahsediyorduk bir arkadaşım hoşgörü diye birsey kalmadi dedi onun yerine boşgörü aldi yerini dedi hepimiz bi gülüştük 🙂 dedim ki; ağlanacak halimize gülüyoruz..

Sizce hoşgörü  nedir? Ufak bir cümleyle yorumlarda yazarsaniz sevinirim..
Bende kendi düşüncemi yazayım.. Hoşgörü  islam’in bize emridir. Rabbimiz bize ” Affedici olun, hoşgörülü olun ” buyuruyor..

Sistemin kurbanı hoşgörü

Sistemin kurbanı demiştim ya az evvel, sistem bizden birbirimizle çatışma halinde olmamızı, birbirimize karşı çirkin söylememizi ve kardeşlik bağımızı koparmamızı istiyor.

Ahh sistem ahh diyesim geliyor. Seni bir elime geçirsem! Ama ne fayda .. sistemi olan olumsuzluklari tersine çevirerek degistirebiliriz.. biz bunu yapabiliriz!

İş yerinde, evde , okulda, sokakta,trafikte yaşadığımız onca şey bizi iyice negatifleştiriyor. Toplum olarak pozitif olmaya, hoş görülü olmaya, anlayışlı olmaya, bazende alttan almaya ihtiyacımız var.

Karşimizdaki insana öyle ölçülü buğz etmeliyiz ki o kişi bir gün bizim dostumuz olabileceğinide göz önünde bulundurmak zorundayiz.

Ne olur sanki sokağa çıktığımız zaman karşılaştığımız insanlarla aramızda selamı yaysak. Ne olur sanki bir muhacir kardeşimizi  yetim-öksüz evladımızın başını okşasak.

Ne olur sanki karşımıza çikan bir insana tebessüm etsek..  belki bizim o tebessümümüz onun o gün yaşamış olduğu bir sıkıntıyı giderecek.

Biz Radyosen ailesi olarak tebessümü yaymak için bir adım artık. Adımlarımıza ortak olun sevabımızi paylaşalım..
 Evet gözümüzü kapatanlara inat açacağız gözlerimizi, kulağımızı tıkayanların çekip atacağız ellerini üstlerimizden,susturulmaya maruz kalsak ta haykıracağız haksızlıkları tüm uyuyanlara.

Bu düzenin değişmesi için önce anlayış içerisinde, hoşgörüyle karşımızdaki insanı dinlememiz lazım. Bu davranışları yapmak için para ödemiyoruz, bir şey kaybetmiyoruz. Aksine ahlâkımızı güzelleştiriyor ve kazanıyoruz. Unutmayın! İyilik bulaşıcıdır..

Sevgili NAKKAS Abim yılbaşı hakkında bir yazı yazacağından bahsetmişti, bende onun izniyle ufak bi değinmek isterim..

Müslüman’a diretilen hoşgörü

Bana göre Yılbaşı ve Noel kutlamaları İslam’a atılan bir bomba gibidir. Bir bombanın verdiği zararı anlatmama gerek yok diye düşünüyorum. O bombanın kalıntıları zamanla geçer ama bu Yılbaşı Noel denilen şeylerin bizim hayatımızdan çıkacağı yok.. Peki ama neden?

Çünkü benim Müslüman kardeşim de Hıristiyan adetlerini yapar oldu ve bunu vitrinlerinde sergiler oldu. Sözüm meclisten dışarı (!) Efendimizin doğum yılıni kutlayanlar ayni zamanda Noel i de kutlar oldu..

İçimizde kanayan bir yaradır Yılbaşı..
 Bu Yılbaşı ya da Noel denen şey.. Bizim kendi değerlerimizi unuttuğumuz günden bu yana hızla gündemimize girmiştir.

Noel ve Yılbaşı, Hz. İsa a.s ın doğum yıldönümü olması sebebiyle hristiyan alemi için kutsal sayılıyor. Bir peygamberin doğumu bu denli ahlaksızlıklarla birlikte kutlanması gafleti bir yana dursun, müslümanlar tarafindan da hummali bir şekilde kutlanması da ayrı bir gaflettir ki, dinimiz buna asla müsade etmemektedir.

Bu tehlikeli olay hakkında Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem “Kim bir kavme benzerse onlardandır.” Uyarısında bulunmuştur. Bu mesajı şu zamanlarda bir kez daha hatırlama ve hatırlatma gereği duydum.

Biz müslümaniz ve Yılbaşı bizim hiç bir şeyimiz değildir..
Eskiden evlerimiz vardı.. ana babasına öf bile demeyen gençler şimdi o evlerde büyüklerinin yüzlerine kapıları çarpar oldular.Büyüklerini evlerinde baş köşeye oturtanlar şu an huzur evlerine atar oldular.

Sonuç olarak

Edebin zerresine muhtacız arkadaşlar.. şu günlerde; gösterişin, şatafatın, lüksün kölesi haline geldik. Yılbaşınin bundaki rolünü hissettiğinizi düşünüyorum.

Ev dedim ya; utandım, sıkıldım, karardım…
Evimizin temelleri günahlarla atıldı, harcı kul hakkıyla karıldı. Duvarlarımız dedikodularla yükseldi. Gıybet evin hanımlarının ağzında çoğaldı, küfürler babaların ağzında şaka haline geldi.

Hırslarsa evimizin süsü haline geldi.. bunların olmasına vesile olan neydi? İnandığımız şeylerden uzaklaşmamız ve taviz vermemiz Yılbaşı denen Hristiyan adetlerinin rolü olmadığını mi düşünüyorsunuz?  ev dedim ya; yandım kül oldum..

Yeter Rabia olumsuzluklar olumsuzluklar nereye kadar yazacaksın demeyin yazmaya devam etsem içimde yara olan o kadar konu var ki.. ama bizler bunca olaya rağmen hâlâ  ümit varız.

 Ve sonuç olarak bizler, yani www.radyosen.com. Ailesi olarak bir an olsun vazgeçmeyeçegiz. Gelecek bizim ellerimizle yükselecek o evler varya o evler bizim sayemizde yeniden inşa olacak. Düşlediğimiz hayalini kurduğumuz gelecekte Allah’ın izniyle tekrar olacak.

Yarınlar biz inananları bekliyor. Şimdi size soruyorum buyurmaz mısınız  içimizdeki o aşk ile gönülleri inşa etmeye? Eğer cevabınız “evet” ise hadi Sizlerde www.radyosen.com’a gelin Aile ortamında nasıl sohbet edilir kendi gözleriniz ile görün.

Yorumlar

  1. Rabia 20 Aralık 2018

Yorum Bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.