islam düşmanı alimler

80 / 100

islam düşmanı alimler, ne garip değil mi? Eminim ki ilk gördüğünüzde bana en kibarından okkalı bir oha! Çekmişsinizdir. Hoş haksız da sayılmazsınız. Ama inanın bu sohbetin sonunda o Oha! Çekenler bir daha düşünecek. 

islam düşmanı alimler

islam düşmanı alimler

Değerli Müslüman kardeşim bu günkü sohbet konumuz üzülerek de olsa islam düşmanı alimler olacak. Ama Allah da biliyor ya  aslında isterdim ki güzel yönde islamı ve ilmi anlatıp beraberce bir şeyler öğrenmekti.

Fakat gelin görün ki; ortalarda o kadar islam düşmanı alimler türedi ki bu günkü sohbet konumuzu onlara ayırmak zorunda kaldım. 

 Bu sohbette sizlere lütfen dediğim bu kelime için beni mazur görün ama taharet nedir deseniz bilmeyen karakteri olmayan (şahsiyet(sizlerin) ortalarda ilim adamı sıfatı ile gezip müslümanların kafalarını nasıl karıştırıp kendilerinde var mı bilinmez ama imanı olan müslümanların imamını nasıl zedeledigi hakkında olacak. Yani islam düşmanı alimler…

Aslında bu dediğim zümre yeni çıkmadı tarihin var olduğu andan beri şeytan’ın askeri görevini üstlenmeyi kendilerine görev  saydılar ve dürüstçe konuşmak gerekirse bunu çok da güzel uyguluyorlar.

Aslında isim verip hepsini ifşa etmek isterdim Ama açık konuşayım o isimlerini zikretmek onlara iltifat olacağı için gerek bile duymuyorum.

Hem zaten yaptıkları şaklabanlık ve soytarılıklarını anlattığımda zaten isme gerek olmadığını sizlerde görecek ve bana hak vereceksiniz.

Soytarılık ve şaklabanlık diyorum çünkü; Münavi’den rivayet olunan bir hadisi şeriflerinde Efendimiz Salallahu Aleyhi ve Sellem:

“kim ben alimim derse bilin ki o cahildir.” Buyururken, isra suresi 85. Ayeti celilesinde de yüce Allah Azze ve Celle Hazretleri: “Size ilimden ancak az bir şey verildi.” Buyrulmaktadır.

Buyrulmaktadır, buyrulmasına da bizim islam düşmanı alimler bunu nedense üzerlerine alınmaz.

Zira sanırım kendileri sadece ismen müslüman oldukları için gerek ayet ve gerekse hadisleri üzerlerine almazlar. 

Şimdi; Vakia süresi 57 ile 62. Ayetlere baktığımızda gerek yaradılış ve gerekse de kader hakkında tartışmasız açıklama olduğunu göreceksiniz.

Çünkü o kadar açık bir şekilde ifade edilmiştir ki bu ayetlere ancak ilim düşmanı alimler kördür. 

islam düşmanı alimler için adeta kapak olan ayetler

“Ey inkar edenler! Sizi biz yarattık. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz? Gördünüz mü rahimlere akıttığınız meniyi? Onu siz mi düzgün bir insan suretine getiriyorsunuz? Yoksa biz mi onu yaratıyoruz?”

“Aranızda ölümü biz takdir ettik. (Ne zaman öleceğinizi belirleyen biziz.) Biz dilediğimiz şeyi yerine getirmekten aciz değiliz. Sizi ortadan kaldırıp da bilmeyeceğiniz bir biçimde yaratmaya da gücümüz yeter.”

“Her halde ilk yaratılışınızı bilirsiniz, fakat tekrar yaratılacağınızı da düşünmeli değil misiniz?” Buyruluyor Vakia suresi 57 ile 62. Ayetlerde. Şimdi başımızı ellerimizin arasına alıp bir düşünelim.  Bu ayetlerde anlaşılmayan bir şey var mı? Sanırım yok

peki ayet bu kadar açık iken şimdi gelin bizim alim diye geçinen iki zatın bilmem kaç bin dolar karşılığında televizyonlara çıkıp verdiği fetvaya bakalım.

Biri evrim teorisi İslam’ın olmazsa olmazıdır derken bir diğeri kader kavramının haşa Allah’ın değil tamamen insanın elinde olduğunu zırvalıyor. Güler misin ağlar mısın? Karar sizin.

Şimdi  yukarda isim vermeyeceğim dedim ama Vallahi masum olanlar da arada kaynayacağı için ve daha önemlisi ispat gerektiği için ben bir kaç isim vereceğim.

İnanmayan olursa eski televizyon programları ya da konferanslarda binlerce dolar karşılığında nasıl ifşa olduklarına dair youtube de onlarca videoları vardır dileyen izleyebilir. 

Sayın Yaşar Nuri Özturk, Süleyman Ateş, Zekeriya Beyaz, Abduaziz Bayındır, Mustafa İslamoğlu ve Ali İhsan Eliaçık bunlardan sadece bir kaçıdır.

Bana katılın ya da katılmayın fakat bunlar sanki anlaşmış gibi, hadisi bırak, sünneti bırak, mezhebi bırak, tarikatı bırak, onu bırak, bunu bırak sadece bize bak diyorlar açıkça.

Hani sanki sirkte ip üstünde cambaz misali herşeyi bırak sadece bize bak diyorlar.

Şimdi gerek yaratılış olsun ve gerekse de kaderi anlatan olsun Vakia suresi 57 ile 62. Ayetleri yazdık ama saydığım bu şahıslar maalesef birilerine yaranmak gayreti içinde evrim teorisinin İslam’ın olmazsa olmazı diye fetva veriyorlar.

İşte verdikleri fetvalar

Gerek organ nakli, gerek reenkarnasyon ve gerekse de evrim teorisi hakkında yazdığım makaleleri okuyanlar görmüşlerdir ki, Ayet ve hadisin olmadığı tek bir nokta yoktur.

Hal böyle iken sayın Yaşar Nuri Öztürk bir programda inanın ya da inanmayın reenkarnasyon’un Allah’ın kuluna rahmeti ve İslam’ın adeta olmazsa olmaz kuralı olduğunu tebliğ etti.

Yine başka bir programında Ali imran suresi 19. Ayette “Allah katında tek din İslam’dır.” Ayeti olmasına rağmen deizmi farkında ya da değil empoze etti. Öncellikle belirtmek isterim ki burda gaye kimseye hakaret etme gayem olmamakla beraber dinime ve imanıma yapılan haksızlıklara da susmam beklenemez.

Gelelim başka bir zat olan Süleyman Ateş’e; Nisa suresi 157 ve 158. Ayeti kerimede yüce Allah “Halbuki onu öldürmediler, onu (salbetmediler) asmadılar da.

“Onlara İsa gibi gösterildi. Aksine, Allah onu kendine yükseltmiştir.” Buyurmasına rağmen sayın Ateş  uzayda oksijen olmadığını ve oksijensiz bir ortamda hayat olmayacağını belirterek haşa Allah’ı sanki acizmiş gibi gösterme gafletinde bulunmuştur. 

Ve Abdülaziz Bayındır ile yaveri Mustafa İslamoğlu; özellikle Muhammed suresi 31. Ayeti dillerine dolandırıp Allah’ın haşa gaybı bilmediğini ima etmeye çalışıyorlar.

İsterseniz önce ayete bakalım “Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.”

Değerli Müslüman kardeşim,gerek bu  ayet ve benzeri ayetlerde anlatılan  “…belirleyinceye kadar..” ifadesi, Allah’ın önceden ne olacağını bilmediği anlamına gelmez.

Bütün tefsir kaynaklarında bu tür ifadelerin “bizzat fiili olarak -ilgili şeyin- ortaya çıkması” anlamına gelir.

Ki müfessir yani Kur’anı tefsir eden alimler; “Andolsun ki, -biz sizin neler yapıp neler yapmayacağınızı çok iyi biliriz.

Bununla beraber- imtihandaki adaletin tahakkuk etmesi için, her şeyi kuşatan sonsuz ve ezeli ilmimizi değil, fiilen ve bir eylem olarak sizin ortaya koyacağınız performansınızı esas alacağız.

Neden islam düşmanı alimler dedik?

Bu sebeple, içinizden cihad edenlerin, sabır ve sebat gösterenlerin eylem olarak ortaya koyacağı çabaların sonucunu görünceye kadar sizi denemeye devam edeceğiz.” şeklinde tefsir etmişlerdir. 

Fakat gelin görün ki nerdeyse her gün ekranlarda olan ve alim diye karşımıza çıkan islam düşmanı alimler diye nitelendirdiğim bu şahıslar maalesef açık olan ayeti kendilerine göre yorumlayıp bize de o şekilde yutturmaya çalışmaktadırlar

Evet sohbet konumuza neden islam düşmanı alimler dedik derseniz anlatacağım iki şahsın da maharetlerini okuduğunuzda eminim ki anlayacaksınız.

Biri zat-ı alpleri sayın Zekeriya Beyaz; bakalım mı verdikleri fetvalara kısaca? Ama öncelikle şunu belirtmek isterim ama yanlış ama doğru kendi itirafıdır hiç arapça bilmez,

fakat iş Allah’ın şer’i hükümlerine fetva vermeye gelince ne Kur’an ne peygamber ne alim ne veli kimseyi tanımaz kendisinden başka. 

Lafı uzatmadan bakalım bazı fetvalarına şimdi; aslında bakmayın fetva dediğime çünkü bu tür fetvalara ancak Kemal Sunalı’n filmlerinde rastlarız.

Şimdi sıkı durun, ev kadının mahremiymiş o yüzden kadın evde anadan doğma gezebilirmiş hatta üstünde bir sütyen kilot ile beş vakit namaz da kılabilirmiş çünkü Kur’anda buna karşı bir ayet yokmuş muş. 

Futbolcular var ya ha işte onlar bilmem kaç milyon dolar alsa da ramazan ayında maça çıktıkları için oruç onlara farz değilmiş,

Eh haliyle onlar namaz kılmasa da olur sanırım. Öyle ya zaten onca koşup yoruluyor garipler bir de namaz mı kılsınlar.

Bu arada ramazan demişken kalkıp ramazan ayında sakız çiğnemek de orucu bozmaz demişti. 

Fakat gelen aşırı tepkiler yüzünden efendim dedi ben şekersiz sakız demiştim diyerek kıvırmaya çalıştıysa da vatandaş onu sakız yapıp çiğnemişti o zamanlar.

Bitti mi? Olur mu hiç? Kurban bayramında kurban diye tavuk ve horoz da kesebilirsiniz diye vetva verdiyse de bu tavuk ve horozun doğal mı yoksa fabrikasyon mu olacak sorusunda takılmıştı. 

ilim fukarası zavallılar

Oysa yıllardır namazdan tutun da oruca hatta taharet konusuna varana kadar bizim gerçek ilim adamları  yani alimlerimiz bizlere her konuda bilinmesi gereken ilim ve fıkıh hakkında bilgileri vermelerine onca ayet ve hadis olmasına rağmen bırakın onları benim dediklerime bakın diyerek de engin cehaletini, pardon ilmini bizlere göstermişti. 

Aslında açık konuşmak gerekirse sadece sayın Zekeriya Beyaz’ın verdiği yalan yanlış ve uyduruk fetvaları yazayım desem rahat bir konu çıkar fakat bu sefer de Ali İhsan Eliaçık ortada kalır.  

Evet madem ki konumuz islam düşmanı alimler kaldığımız yerden bir başka şahsiyet ile devam edelim.

Namı değer Ali İhsan Eliaçık; gezi olaylarının medar-ı iftiharı Kur’anın büyük düşmanlarından olmasına rağmen Ortalarda kendi nefsine uyduğu gibi Kur’anı tefsir eden büyük cahil, pardon ilahiyatçı yazar.

Ama konuya geçmeden o zamanlar haber7.com’da bulduğum bir anekdotu paylaşmak istiyorum. 

İlahiyatçı-Yazar İhsan Eliaçık, “Ne İslam dinlerden bir din, ne Hazreti Peygamber bir din adamı ne de Kur’an kutsal bir kitaptır. Eğer Kur’an bir kutsal kitap olsaydı ölü metinden başka birşey olmazdı” dedi.

“Kur’an, kutsal kitap değildir” diyen Eliaçık, İslam’ın dinlerden bir din haline geldiğini ve eski dünya dinlerinin akıbetine doğru ilerlediğini de söyledi.

İyi okuyun lütfen bu adam yerel televizyonlarda anadan doğma hamamdan çıkıp “Ben buldum, ben buldum” diyen arşimed gibi 1400 yıllık Kur’anın tefsirini ilk yapmış  ya da yapıyormuş gibi ortalarda cirit atıyor. 

Hazreti Musa Aleyhisselam’ın hayatını anlattığım son makaleyi okuyanlar hatırlarlar. Ama yine de o ayeti nakledeyim: 

Firavun ve ordusunun iyice yaklaştığı bir anda yüce Allah’tan o beklenen emir geldi. “Ey Musa, asa’nı denize vur!…”  (Şuara suresi: 63. Ayet) Emri duyan Musa Aleyhisselam asa’sını denize vurdu.

Deniz hemen yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibi oldu.” (Şuara suresi:63. Ayet) yetmedi, yüce Allah denizin açılan kısmına bir rüzgar gönderdi ve o açılan kısım kupkuru oldu.

Şimdi en basit bir düşünce ile bunda anlaşılmayan bir şey var mı desem eminim ki hepiniz yok diyeceksiniz. 

İşte  Hakikat ile Dalalet

Ama bakın sayın Eliaçık kendi uydurduğu güya tefsire göre ne diyor: Efendim ayette anlatılan aslında gel git denen basit bir doğa olayından başkabir şey değilmiş.

Şimdi buna siz mi oha! Dersiniz yoksa ben mi diyeyim?

Hem durun daha bitmedi. Şimdi önce saffat suresi 99 ile 102. Ayetlere bakalım

“İbrâhim dedi ki: ‘Ben, Rabbimin gitmemi emrettiği yere doğru gidiyorum, O elbet bana yol gösterecektir.

“Ya Rabbî, salih evlatlar lütfet bana!’ Biz de ona aklı başında bir oğul müjdeledik.”

“Çocuk büyüyüp yanında koşacak çağa erişince bir gün ona‘Evladım, dedi, ben rüyamda seni kurban etmeye giriştiğimi görüyorum, nasıl yaparız bu işi, sen ne dersin bu işe!

Oğlu: ‘Babacığım! Hiç düşünüp çekinme, sana Allah tarafından ne emrediliyorsa onu yap. Allah’ın izniyle benim de sabırlı, dayanıklı biri olduğumu göreceksin!’ dedi.

Yine Saffat suresi 103 ile 107. Ayetlere bakalım: “İkisi de bu şekilde teslim olduklarında, onu tuttu şakağı üzerinde yatırdı.

“Biz ona şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim! Gerçekten rüyayı doğruladın. İşte biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.

“Şüphesiz bu apaçık ve kesin, çetin bir imtihandı.’Ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.” 

Bunda anlaşılmayan birşey var mı? Yok mu? İyide sayın Eliaçık bunun içinde Allah’ın İbrahim Aleyhisselam’a böyle bir emir vermediğini söyler.

Hatta yetmez söylediği daha da ileri giderek bütün dünyada hak bilinen kurban için şamanizm den gelen bir olduğuna gelenek kadar götürüyor.

Fakat yine de hızını alamayarak kevser suresinde kurban emriolmadığına kadar götürüyor. 

Ayet ve hadislere devam

Ben lafı uzatmadan sözü evvel peygamber efendimiz Salallahu Aleyhi ve Sellem ardından Allah’a bırakıp şimdilik bir nokta koyacağım.

Zira az daha konuşursam işin içine kedicikler ve sayın Adnan Oktar da girerken ben ise zıvanadan çıkacağım. 

Münavi’den rivayet olunan bir hadisi şeriflerinde Peygamberimiz Aleyhisselam “kim ki ben alimim derse, bilsin ki o cahildir.” 

Münavi’den rivayet olunan başka  bir hadisi şeriflerinde ise Peygamberimiz Aleyhisselam;

“Kur’an ayetlerine kendi reyine göre yani görüş ve düşüncesine göre mana yani anlam veren kimse cehennemden kendisine yer hazırlasın.” Buyurmaktadır. 

Şu hadisi şerife de lütfen dikkat edin. Zira peygamber efendimiz Salallahu Aleyhi ve Sellem Cemiussağir’den rivayet olunan bir hadisi şeriflerinde ise;

“Şer’i hükümlerde yani şeriat hakkındaki bir konuyu ilmi olmayarak kendiliğinden fetva veren kimseye arz yani yeryüzü ve semalarda yani göklerdeki mevcut olan ne kadar melek varsa lanet eder.” Buyurmaktadır.

Furkan suresi 44.Ayetinde yüce Allah:”Gerçekte onlar hayvan gibidirler, hatta onlar daha şaşkın haldedirler.”

Ve son olarak Cuma suresi 5.Ayette yüce Allah:”Kendilerine Tevrat yüklenip de (Tevrat’ın farzları okunup da), sonra O’nu taşımayanların (onunla amel etmeyenlerin) hali, ciltlerle kitap taşıyan merkebin hali gibidir.

Allah’ın âyetlerini yalanlayan kavmin durumu ne kötü. Ve Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez.” Buyururken acaba Kur’anın farzlarını  taşıyamayanlar için acaba hangi gözle bakacaktır yorum sizin. 

80 / 100

Yorumlar

  1. vuslat 1 Ekim 2018
    • NAKKAS 3 Ekim 2018
  2. ELmAS 2 Ekim 2018
    • NAKKAS 3 Ekim 2018
  3. Nokta 9 Ekim 2018

Yorum Bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.