islam’ın şartı kaçtı

83 / 100

islam’ın şartı kaçtı Bunu biliyor musunuz? Bakın İslam’ın şartı kaçtır? Demiyorum İslam’ın şartı kaçtı diyorum. Anlamadınız mı? O halde lütfen bu sohbeti okuyun.

islam'ın şartı kaçtı

İslam’ın şartı kaçtı

Değerli Müslüman kardeşim, değerli Radyosen Ailesinin birbirinden güzel insanları bu günkü sohbet konumuz üzülerek de olsa elden kaçan dinimiz olan İslam.

Çünkü Allah’tan bizlere bir lütuf olarak verilen güzel dinimiz maalesef yok olma tehlikesi ile karşı karşıya, yani elden gidiyor, yani İslam’ın şartı kaçtı.

Peki bunu neden diyorum derseniz; geçen yine youtube’den bir video izledim. İnanın ya da inanmayın içim burkuldu ağlayasım geldi desem yalan olmaz. Neden derseniz anlatayım. 

Yer Samsun ve Samsun’un yerel bir televizyonu sosyal bir deney yapılıyor. Muhabir elinde mikrofon kabul edenlere şu soruyu soruyor. İslam’ın şartı kaçtır ve bunları sayar mısınız?

Aman Allah’ım! Sanki kabir suali sordu muhabir. Eeee, şeyyy, neydi yahu? Dilimin ucunda ama hatırlayamadım.

Google’mı sorsam ne yapsam, ama canım olur mu, bir anda zınk diye böyle de soru sorulmazki. Mübarekler yapmayın yahu altı üstü her Müslüman’ın bilmesi gereken ve İslam’ın olmazsa olmazı şartları soruldu.

Hele yaşını başını almış bir zat-ı muhterem vardı ki verdiği cevap evlere şenlikti. “Ben” dedi, “Bilmem kaç yaşıma geldim akılda mı kalır?” Hani sanırsınız kendisine uzay gemisinin çalışma prensibi soruldu.

Yapma Müslüman, etme, kurban olduğum din bu kadar mı düştü ya hu? O şahsa hipodromda koşan bir atı sorun; inanın bırakın atı o atın bilmem kaçıncı nesline kadar olan soyunu sopunu size anlatır, yetmez kumda şöyle koşar, çimde performansını anlatır. 

Ya da ne bileyim ona futbol ligini anlat deyin, size; bırakın as olan futbolcuları yedeklerini hatta yedeklerin yedeklerine varana kadar en ince ayrıntısına varana kadar merak ettiğiniz ve etmediğiniz ne varsa hepsini hem de eksiksiz anlatır.

Ama iş İslam’ın beş şartına gelince eeee, şeyyy cümleleri devreye girer. Ama ne garip tecellidir ki ona dini hakkında iki ikazda bulunmaya çalışın işte o an bittiğiniz andır.

İslam’ın şartı mı kaçtı, yoksa İslam mı kaçtı?

Çünkü ona göre İslam’ın tapusu kendisindedir ve inanmayan varsa da kimliğine bakıp görebilirler çünkü orda dini kısmında kapı gibi “dini İslam’dır ” ibaresi vardır.

Dolayısı ile kimliğinde “dini İslam’dır ” yazıyorsa gerisi teferruattır. Bakın lütfen bana gülmeyin çünkü maalesef Türkiyedeki acı da olsa gerçek budur.

Zira eskiler hatırlar mı bilmem anlatınca belki hatırlarlar. Geçmiş zaman ve hafta sonları televizyon kanallarından birinde her haltı yapan birine yaptıklarının din ile ters gittiği söylediğinde o şahsiyet nüfus cüzdanını masaya hızlıca vurarak;

“bana bak efendi sen kimsin ki beni yadırgıyorsun? Elhamdülillah ben muhafazakar bir Müslüman’ım. Aha bu da benim nüfus cüzdanım inanmayan varsa din hanesine bakıp görebilir.” Diyerek olayı kökten çözmüştü.

Peki ya bayanlarımız, onlar çok mu masum? Hani eşi çalışırken akşama kadar diziler izleyerek, evlilik programları ve magazin programları izleyerek evleri ve eşleri için saçını süpürge eden kadınlarımız.

Emin olun onların durumu da en az beyler kadar içler acısı. Şöyle ki sabah kalkıp eşini işe gönderemeyecek kadar yorulmuştur. Göz yaşı döküp kafa yormuştur.

Sebebi ise bir gece önce izlediği diziden başka bir şey değildir aslında yada bir gün öncesinde işlediği evlilik programında kız neden kendisine talip olan adamdan elektrik alamamıştır.

Veya yine izlediği magazin programında hangi ünlümüz sevgilisini kimle ve nasıl aldatmıştır sorularından İslam’ın beş temel şartını öğrenmeye bir türlü zaman kalmaz nedense.

Bakın lütfen yanlış anlamayın ama üzülsek de bu bizim acı gerçeğimiz. Diğer bir yandan şunu belirtmek isterim ki burda bütün erkekleri ve kadınları elbette ki saymıyoruz.

Fakat bu olay maalesef bir hastalık olarak içimize girmiş ve her geçen gün de yayılarak artmaktadır. 

Kaldı ki başka izleyen vardır ya da yoktur bilmem, fakat bildiğim bir şey varsa da bu olay sadece İslam’ın şartları ile de sınırlı değil maalesef.

Hatta denemesi bedava sizler de bu sosyal deneyi kendi çevrenizde bir uygulayın ve kendiniz görün. 

Güler misin ağlar mısın?

Hatırlatmak için söylüyorum sohbet konumuz İslam’ın şartı kaçtı. Neden derseniz, efendim gelelim sosyal deneyimizde verilen cevaplara.

Okuduktan sonra neden İslam’ın şartı kaçtı dediğimi emin olun daha iyi anlayacaksınız.

Namaz kılmak, oruç tutmak, akrabaya yardım etmek, zekat vermek, fitre vermek. Bu birinci cevap, komik mi geldi? İyi de bu daha birinci cevap.

Gelelim başka bir cevaba: namaz kılmak diye başlıyor bir bayan ve devam ediyor; oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek ve durup oğluna dönerek, oğlum ötekisi neydi diyor.

Eh oğlu da haliyle bilmiyorum diyor. Ki bu da gayet doğal.

Çünkü kişiye sormak lazım kişi bildiğini verir evladına sen evladına ne verdin ki ne istiyorsun. Ve bir başka vatandaş; işte şimdi sıkı durun verilen cevaba; BİLMİYORUM!

İşte ipliğin koptuğu an bu andır. Çünkü konuşmaya gelince kimliğini gösterip aha bakın dini ne yazıyor diye ahkam kesen Müslüman iş İslam’ın şartına gelince verdiği cevap : BILMIYORUM’dur.

Az daha ne kadar İslam’a yakın bir Müslüman olduğumuza bakalım mı, ne dersiniz? Yine bir sosyal deney ve yine Müslümanlara sorulan bir soru: dört halife’yi sayar mısınız?

Ve verilen cevaplardan biri: “Ben buranın yabancısıyım kimseyi tanımıyorum”  bir başka cevap hazreti Ömer, hazreti yusuf, hazreti ibrahim, hazreti mülayim. Güler misin,ağlar mısın?

Aslında açık konuşayım şöyle bir bakınca keşke sohbet konumuzu İslam’ın şartı kaçtı demek yerine İslam’ın kendi kaçtı deseymişim.

Çünkü söyle bir bakınca gerçekten de kaçan bir şey var. Ya biz İslam’dan kaçtık,  ya da İslam bizden kaçıyor. 

Lafı uzatmadan

Peki hata kimin derseniz, bence ilk ayet olan “Oku!” Emrini yerine getirmediğimiz için suç bizim.

Ve yine okumadığımız halde bunu örtbas etmek için kediciklerin, hocası sıfatındaki adamın dediklerini ayet yaptıklarını hadis bildiğimiz için yine bizim.

Yetmemiş gibi dinler arası diyalog yalanlarının peşinden gittiğimiz için yine hata bizim.

Kısacası deveye boynun eğri diye sorduklarında ya hu nerem doğru diye sitem etmiş ya inanın nerden bakarsak bakalım eğrilik hep bizim doğrulumuzda.

Evet lafı uzatmadan ibretlik bir kıssa ile bu günkü sohbetimi bitirmek istiyorum. Ve bir kez daha sizlerden rica ediyorum;

Bu yazıyı okuyan kardeşim ne olur, ama ne olursun okumakla kalma okuduğun sohbet ve makale tarzındaki dini konuları elinizden geldiğince paylaşın.

Paylaşın ki Allah’ın verdiği bu güzel akıl mantığa dönüşüp daha çok insanın bilinçlenmesine sebep olsun.

Adam namaz sonunda dışarıda İmam’ı bekliyormuş.. Nihayet imam, herkes çıkıp kapıyı kilitledikten sonra tam ayrılayım derken;

Kıssadan hisse

– Hele eylen bakalım Hoca Efendi.. Sana birkaç sorum var… demiş adam.
– Buyur efendi, ne sormak istiyorsun?
Adam şöyle bir sakalını sıvazlamış ve başlamış konuşmaya:
– Şimdi sana soracağım birçok şeyi ben de biliyorum da, bir yere takıldım onu sormam lâzım..
– Sor efendi ne soracaksan? Diye meraklanmış imam.
– Efendi! Hani Hz. Nuh’un çocuğu olmuyordu ya..
– Ee?
– Hani “Allah’ım bana bir kız çocuğu ver onu sana kurban edeyim” dedi ya..
– Eee!
– Hani Allah bir kız verdi, sekiz yaşına gelince kesmeye dağa götürdü, bıçağı çıkarıp kayaya çaldı kaya yarıldı, tam kıza çalacakken..
– Eeeeee!
– Birden ortaya Azrail çıktı elinde bir keçi ile..
– Eeeeeeee!
– Ey Nuh! Dur kesme.. Bu keçiyi sana Tanrı gönderdi. Kızının yerine bunu kes… dedi ya..
– Eeeeeeeeeeee!
– İşte buraya kadar hepsini biliyorum. Yanlışım varsa düzelt. Sadece keçi erkek miydi, dişi miydi onu bir türlü bilemedim. Onu soracaktım Hoca Efendi…

Hoca efendi kenarda duran çalı süpürgesini almış eline, bir yandan adama vuruyor, bir yandan söyleniyormuş..

“Bire gafil! Ben şimdi bunun neresini düzelteyim?
Bir… Nuh değil İbrahim peygamber.. (Bir taraftan vurmaya devam ederek..)
İki… Kız değil, oğlan..
Üç… Azrail değil Cebrail..
Dört.. Keçi değil koç..

İnsanlar cahilliklerini bir türlü kabul etmek istemezler. Herkes her şeyi biliyorum zanneder.. Bunu ukalalık derecesine götürenler de olur.. Aslında onların gerçekten yardıma ihtiyaçları vardır.

Amma; Şurayı düzelt, burayı düzelt demekle olmuyor maalesef. İnsanlar hem nasihatleri önemsemiyor, hem de eleştiriden çabuk kırılabiliyor.. 

83 / 100

Yorumlar

  1. Nokta 9 Ekim 2018
  2. Usercik 10 Ekim 2018

Yorum Bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.