Musa Peygamber

Musa peygamber Aleyhisselam önceki sohbetlerimde de belirttiğim gibi en çok adı geçen peygamberlerden biridir.

Musa Peygamber

Musa Peygamber

Bu yüzden de hayatını gündeme almış ve geçen iki konuda da sohbet tadında iki makale ile anlatmaya çalışmıştım.

Fakat dediğim gibi farklı bir hayat yaşadığı için iki sohbette de bitmediği için kaldığım yerden sohbete devam edeceğim .

Değerli RadyoSen.com Ailesi önceki sohbette en son Musa peygamber Aleyhisselam’ı mağlup etmeye gelen sihirbazların büyük bir yenilgiye uğrayıp hepsinin iman ettiğinde kalmıştık.

Sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Firavun öyle bir yenilgiye uğramıştı ki, tarihte eşi benzerine rastlanmamıştır. Öyle ki, bu yenilgi karşısında büsbütün paniğe kapılıp korkmuştu. Ve bu korku ile iman eden sihirbazları:

“Ben size izin vermeden O’na iman mı ettiniz? Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmanız için kurduğunuz bir tuzaktır.” (Araf suresi: 123. Ayet) diyerek tehditler savurdu.

Yetmedi, “Fakat siz göreceksiniz! And olsun ki ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim!” (Araf suresi: 123 ve 124. Ayetler) diyerek daha da ileri gitti.

O da yetmedi, “Sonra da hepinizi hurma kütüklerine asacağım. O zaman hangimizin azabı daha çetin ve daha devamlı olduğunu bileceksiniz.” (Taha suresi: 21. Ayet) diyebilecek kadar ileri gitti.

Buna karşılık iman eden sihirbazlar: “Zararı yok. Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz. İlk inananlar olduğumuz için Rabbimizin kusurlarımızı bağışlayacağını umarız.” (Şuara suresi: 50 ve51. Ayetler) diyerek Allah’a olan bağlılıklarını ifade etmiş ve sonunda hepsi de Firavun tarafından şehit edilmiştir.

Firavun o günden sonra gerek kudretinin gerekse de saltanatının derdine düşmüştü.

Etrafında bulunan bir kaç dalkavuk her ne kadar O’nu Musa Peygamber Aleyhisselam’a karşı tahrik etmeye çalışsa da O Musa Aleyhisselam’ı öldürme cesaretini kendinde bulamıyordu.

Firavun’un Helâkı

Musa Aleyhisselam da tarafını belirlemiş ve İsrailoğulları’nın yanında yer almıştı. Fakat ne gariptir ki gerek İsrailoğulları olsun ve gerekse de Firavun’un kavminden olsun çok az kişi iman etmişti.

İsrailoğulları’nın ihtiyarları ise Firavun’dan gördükleri onca baskı ve zulmün korkusundan açıkça iman etmeye Cesaret edemiyorlardı.

Diğer taraftan Firavun her fırsatta İsrailoğulları’na zulmetmeye devam ediyor, hatta toplu imha etmeyi bile göze almıştı.

Musa peygamber Aleyhisselam’ın onca çaba ve uğraşına rağmen Firavun ve taraftarları imana gelmedikleri gibi, ne Musa Aleyhisselam ne de iman edenlerin Mısır’dan gitmelerine izin vermiyor ve zulümlerini arttırarak devam ediyorlardı.

Bunun üzerine yüce Allah: “Kullarımı geceleyin götür, çünkü takip edileceksiniz.” (Duhan suresi23. Ayet) buyurdu.

Bu emir üzerine hazırlıklar yapılarak bir gece ay ışığında yola çıktılar. Sabah vakti Mısır’da onlardan kimse kalmamıştı. Sabah olup da durumu öğrenen Firavun sinirden küplere binmişti adeta.

“Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır. Biz ise tedbirli kimseleriz.” (Şuara suresi: 53 ile 56. Ayetler) diyerek ve bütün şehirlere ordu toplayacak adamlar gönderdi.

Ve Kısa zamanda muazzam bir ordu topladı. Güneş doğarken de peşlerine düştü. İzlerini takip ederek Mısır’dan çıktılar. Ki bu onların gidişi olup dönüşü olmayan son çıkışları olacaktı.

Musa peygamber ve iman edenler Kızıldeniz’e vardıklarında, Firavun ve ordusu dd onlara yetişmişti. İşte o an öyle bir sıkıntı ile karşılaştılar ki çözümü yok gibiydi.

O anı bir gözümüzün önüne getirelim şimdi; önünüzde aşılması imkânsız bir deniz, arkanızda ise yenilmesi imkânsız tam teşekküllü bir ordu. Ve ikisinin arasında kalan silahsız ve savunmasız bir halk. 

Musa Peygamber ve Denizin kapanması

Böyle bir anda bile Musa peygamber Aleyhisselam bir an olsun Allaha olan inancını yitirmeyerek; “Hayır!.. Rabbim benimle beraberdir. Bana yol gösterecektir.” (Şuara suresi: 62. Ayet) buyurdu.

Firavun ve ordusunun iyice yaklaştığı bir anda yüce Allah’tan o beklenen emir geldi. “Ey Musa, asa’nı denize vur!…”  (Şuara suresi: 63. Ayet) Emri duyan Musa Aleyhisselam asa’sını denize vurdu.

Deniz hemen yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibi oldu.” (Şuara suresi:63. Ayet) yetmedi, yüce Allah denizin açılan kısmına bir rüzgar gönderdi ve o açılan kısım kupkuru oldu.

İsrailoğulları meydana gelen bu mucize karşısında şaşırtmakla beraber, hiç bir endişeye kapılmadan bu yoldan yürüyüp karşı tarafa geçtiler.

Firavun ve ordusu bu akıllara durgunluk veren olay karşısında şaşırıp kalmalarına rağmen, onlar da İsrailoğulları’nın peşinden gittiler. Fakat gitmekle de hayatlarının en büyük hatasını yaptılar.

İsrailoğulları karşı sahile geçmiş, Firavun ve askerleri ise denizin ortasına varmışlardı. İşte o anda Kızıldeniz yavaş, yavaş ikiye katlanarak korkunç bir şekilde birleşti.

İsrailoğulları’nın gözleri önünde gerek Firavun ve gerek ordusu o denizin içinde kaybolup gitmiş ve hepsi de boğulmuştu. Suların içinde kalıp kurtuluşu olmadığını ve boğulacağını anlayınca;

İsrailoğulları’nın inandığı Allah’tan başka ilah olmadığına İnandım. Artık ben de Müslümanlardanım.” (Yunus suresi: 90. Ayet) diyerek son pişmanlığı ile beraber acizliğini ortaya koyduysa da, iş işten geçmişti artık.

Evet bu son pişmanlık Firavun’un işine yaramamıs, yüce Allah “Şimdi mi İnandın? Oysa daha önce başkaldırmış ve bozgunculuk yapmıştın.” (Yunus suresi:91. Ayet) diyerek ettiği tevbeyi kabul etmediğini beyan etmişti.

Böylece zalimlerin korktukları en sonunda başlarına gelmiş ve yaptıkları zulümlerin cezasını en ağır bir biçimde ödemişlerdi. Gelelim İsrailoğulları’na aslında onlar hakkında yazmaya kalksak ciltler dolusu ansiklopedi yetmez o yüzden özet geçeceğiz sohbetimizde.

Nankörlük

İsrailoğulları Mısır’dan çıktıktan sonra, kendilerine vaad edilen kutsal topraklara varmak için uzun yollar kat etmişler ve ömürlerinin çoğunu işledikleri günahlardan dolayı çöllerde geçirmişlerdir.

Şöyle ki, Allah’ın kendilerine vaad ettiği kutsal topraklara vardıklarında; orda zorba bir milletin olduğunu bahane ederek oraya girnekten çekinmiş Musa Aleyhisselam’ı dinlememiş ve Allah’ın emrine karşı gelmişlerdi.

Bu yüzden de yüce Allah o toprakları onlara 40 yıl boyunca haram kılmış, Tih sahrasında bir ileri bir geri tam 40 yıl boyunca gidip gelmişlerdi. Nice büyük tehlikeler yaşamalarına, hatta yok olma tehlikesine gelmelerine rağmen, yüce Allah her defasında Rahmet ve Merhametini esirgememiş ve kendilerine nimetler vermiştir.

Bir düşünün, esaretten hürriyete kavuştular. Gölgelenmeleri için çölün kızgın sıcağında üzerlerine bulutlar gönderildi. Karınlarını doyurmaları için gökten kudret helvası ile bıldırcın gönderildi. Susuzluktan ölecekleri bir sırada taşlardan pınarlar aktı.

Fakat bunca nimete şükretmek bir yana dursun, daha da şımarıp nimetleri beğenmemezlik yaparak, farklı yemekler isteyip Allah’ın verdiklerine razı olmadılar.

Hatta yaşadıkları onca mucizeye rağmen güya inanabilmek için an geldi Allah’ı apaçık görmeyi şart koştukları oldu.

Nefislerini eğitip ıslah etmek yerine bozgunculuk yaptılar. Yaşadıkları onca musibete rağmen yumuşaması gereken kalpleri taş gibi sertleşti. Bu yüzden de tarihler boyunca zillet ve baskıdan kurtulamadılar.

Nankörlüğe cevap

İsrailoğulları’nı bakınız yüce Allah Bakara suresi: 47 ile 61. Ayetlerde ne de güzel anlatıyor. “Ey İsrailoğulları! Size ihsan ettiğim nimetlerimi ve sizi bir zamanlar alemlere üstün kıldığımızı hatırlayın.”

“Hiç kimsenin hic kimseye hak ödeyemeyeceği, hiç kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden fidye alınamayacağı ve yardım görülmeyeceği azap gününden korkup sakının.”

“Hani size işkencelerin en kötüsünü tattıran, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı boğazlatan Firavun hanedanından kurtarmıştık. Bu Rabbinizin büyük bir imtihanı idi.”

“Denizi yarıp sizi kurtarmış ve Gözlerinizin önünde Firavun hanedanını suda boğmuştuk. Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sonra siz onun ardından buzağı’yı ilah edinmiştiniz. Böylece kendinize zulmettiniz.”

“Bundan sonra şükredersiniz diye sizi bağışlamıştık. Doğru yolu bulup hidayete erişesiniz diye Musa’ya kitap ve Furkan vermiştik.”

“Musa kavmine ‘Ey kavmim! Buzağı’ya tapınmakla nefsinize zulmetmiş oldunuz. Hemen yaratanınıza tevbe edip nefislerinizi öldürünüz. Bu, yaratıcı katında sizin için daha hayırlıdır.’ demişti. Allah da tevbelerinizi kabul etmişti. Çünkü O tevbeleri çok, çok kabul edendir, çok merhametli dır.”

“Ya Musa! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız demiştiniz de gözleriniz göre, göre yıldırım çarpmışa dönmüştünüz.”

“Bu ölü halinizden belki şükredersiniz diye sizi tekrar dirilmiştik. Üstünüze bulutları gölge yaptık. Kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve güzel olanlarından yiyin dedik. Onlar bize değil, kendilerine zulmediyorlardı. “

“Bir vakit de şu şehre girin, dilediğiniz yerde istediğinizi bol, bol yiyin. Kapısından secde ederek girin ve bizi affet deyin, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım, kusurlarınızı örtelim. İyilik edenlere daha da arttıracağız demiştik.”

“Amma o zalimler kendilerine söylenmiş olan sözü başka sözle değiştirdiler. (Hıtta: bizi affet. Hınta: buğday) sözümüzü alaya aldıkları için gökten korkunç bir azap indirmiştik.”

Sonuç olarak Musa Peygamber

“Musa kavmi için su aramıştı. Asa’nla taşa vur demiştik. Bunun üzerine taştan on iki pınar fışkırmıştı, Her zümre su alacağı yeri bildi. Allah’ın rızkından yiyin için; yalnız yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”

“Hani siz, Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe mümkün değil katlanamayacağız. Bizim için Rabbine dua et de; yerin bitirdiği sebze, kabak, acur, sarımsak, mercimek ve soğandan yetiştirsin demiştiniz.”

Musa’da onlara siz hayırlı olanı daha aşağı olan şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Öyle ise bir şehre inin, orada istediğiniz şeyler var demişti.

“Üzerlerine zillet ve meskenet, horluk ve yoksulluk damgası vuruldu, Allah’ın gazabına uğradılar. Öyle oldu; çünkü onlar Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlar, haksız yere peygamberlerini öldürüyorlardı. İsyana daldıkları, haddi aşıp aşırı gittikleri için bunu hak ettiler.”

Değerli RadyoSen Ailesi zaten şu ayetlere baktığımızda daha söylenecek söz olmadığını düşünmekle beraber, daha önce de söylediğim gibi emin olun o kadar ibret dolu bir zaman ki Musa Peygamber Aleyhisselam’ın zamanı yazmak yetmez.

Fakat yine de okuyup yorum yapanlara baktığımda eğer sadece benim değil sizlerin de merak ettiğini görürsem bir diğer sohbetimi Musa Aleyhisselam’ın mucizeleri ne ayırmak istiyorum.

Sizleri en güzel olan Allah’a emanet ederken bir sonraki sohbette buluşmak ümidi ile hoş kalınız hoşça kalınız.

Yorumlar

  1. beste 23 Ekim 2018
  2. DeNiS 23 Ekim 2018

Yorum Bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.